UHK: 4,5 milyon hektar tarım arazisi kullanılamıyor; kayıp 20 milyar TL

Ulusal Hububat Konseyi (UHK) 23 Aralık 2017’de Edirne Ticaret Borsası’nın ev sahipliğinde “2017 Hububat Sezonu Değerlendirme Paneli” düzenledi.

Bizim de davetli olduğumuz panele, çok istememize rağmen maalesef katılamamıştık.

Neyse ki panelde öne çıkan konu başlıkları rapor haline getirilmiş.

UHK 2017 Hububat Değerlendirme Paneli Sonuç Raporu”nu okuyunca sizlerle de paylaşmak istedik.

Bu çalışma ile UHK Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Taşpınar ve ekibi, hububat sektörünün güzel bir fotoğrafını çekmiş.

Raporda yer alan ilk madde “Buğday ekim alanlarının korunması” ile ilgili…

“Bundan 10 yıl önce 9 milyon hektar olan buğday ekim alanı, giderek azalmış 8 milyon hektar olan sınır değerin altına 7,7 milyon hektara düşmüştür” denilen raporda ekim alanlarındaki azalışın devam ettiği uyarısı yer alıyor.

Birim alanda verim artırıldığı için bugüne kadar üretim düşüşünün önüne geçilebildiğinin altı çizilen raporda, şu uyarı dikkat çekiyor: “Ancak gelinen noktada nüfus artışıgöçmen nüfusartan turist sayısıdışarıya yapılan yardımlar ve çevremizde yaşananlardan (Türkiye’den gelecek gıdalarla beslenmek durumunda olanlar komşu ülkelerin insanları) dolayı tüketim öngörülenin çok üzerinde gerçekleşmektedir. Bu nedenle buğday ekim alanlarında sınır değerlere ulaşılmış olup, bunun altına düşen ekim alanları kurak yıllarda üretim yetersizliği sorununun beraberinde getirecektir.”

Sulu tarım alanlarında diğer ürünlerin karlılığının yüksek olmasından dolayı buğdayın artık kıraç alanların ürünü ya da münavebe ürünü olarak görüldüğüne işaret edile raporda, “Bunun için buğdaya yapılan destekler bölgesel olarak yeterli yağış altında, sulu/ kurak farklılıklar dikkate alınarak hissedilir düzeyde arttırılmalıdır” önerisinde bulunuluyor.

Raporun bir diğer başlığı ise “Gümrük Vergileri” ile ilgili…

Türkiye’de enflasyonun en önemli nedeninin tarımsal ürün ve gıda olarak gösterilmeye çalışıldığı belirtilen raporda, söz konusu tespitin gerçekçi olmadığının altı çiziliyor.

Bu bakış açısı nedeniyle gümrük fonlarının düşürülmesinin gündeme geldiği ve tarımsal ürünlerin ithal fonlarının zaman zaman düşürüldüğü hatırlatılan raporda, “İthalatın enflasyona çözüm olmadığı son aylardaki enflasyon rakamlarından da açıkça görülmektedir. İthalat söylemleri ürün hasat sezonlarında piyasaları olumsuz etkilemekte, çiftçiyi üretimden soğutmakta, hatta üretimden düşürmektedir. Gümrük düzenlemeleri tüm kesimlere olası etkileri göz önünde bulundurularak hesaplanmalı, zorunluluk halinde vergiler düşürülecek ise de hasat dönemi dışında, ilgili ürünün en düşük ticari işlem gördüğü dönemde bu işlem yapılmalıdır” deniliyor.

4,5 MİLYON HEKTAR TARIM ARAZİSİ NADASTA

Raporun üçüncü başlığında ise “Havzalar arası su transferi” konusu yer alıyor.

Türkiye’de büyük kısmı İç Anadolu ve geçit bölgelerinde olmak üzere 4,5 milyon hektar civarında nadas alanının bulunduğuna dikkat çekilen UHK’nın raporunda, tarım potansiyelinin önündeki en büyük engel olarak bu potansiyelin kullanılamıyor olması gösteriliyor.

Raporda, “Bunun en büyük nedeni ise ‘Su’dur. Tarımın iklim şartlarına bağımlılığının azaltılması gerekir. Nadasa bırakılan alanların suyla buluşturulması halinde yıllık tarımsal hasılamız 20 milyar TL artış gösterecektir” ifadelerine yer veriliyor.

Sürdürülebilir bir tarım ve verimlilik için belli ilkeler çerçevesinde havzalar arasında su transferinin yapılması gerektiği kaydedilen raporda, “Ayrıca mevcut sulanan alanlarda sulama sistemleri basınçlı kapalı sitem alt yapısına dönüştürülmek üzere rehabilite edilmelidir” önerilerine yer veriliyor.

YENİ ÇELTİK KANUNU

UHK’nın üzerinde durduğu bir diğer başlık ise “Yeni Çeltik Kanununun Hazırlanması”na yönelik…

Raporda, 1936 yılında yasalaşan 3039 sayılı “Çeltik Ekimi Kanunu” günün ihtiyaçlarına göre, tüm tarafların görüşleri dikkate alınıp yenilenmesi ve yasalaştırılması gerektiği savunuluyor.

Raporda öne çıkarılan beşinci madde ise “Yetkisiz kişilerin tarımsal ürün ve gıda üzerine demeç vermeleri” başlığı ile yer alıyor.

Uzman olmayan kişilerin buğday; ekmek, pirinç üzerine yorum yapmalarının sektörü olumsuz yönde etkilediği ifade edilen raporda, “Bu yönde araştırmacılar, uzmanlar ve bilim insanlarından oluşan grupların, kamuoyuna gerçekçi ve bilimsel verilerine dayalı açılamalar yapmaları ve bilgilendirmeleri bir zorunluluk haline gelmiştir. Sektöre olumsuz etki yapan, mesnetsiz açıklamaların ve yayınların önüne geçilecek tedbirler alınmalıdır” önerisi getiriliyor.

UHK’nın üzerinde durduğu bir diğer önemli başlık ise “Kırsal kesimin kalkınması için Bakanlıklar arası koordinasyon güçlendirilmesi” ile ilgili…

Tarım sektörünün sorunlarının çok ve karmaşık olduğu belirtilen raporda, sektördeki gelişmelerin tüketim de dikkate alındığında toplumun tamamını ilgilendirdiğine dikkat çekiliyor.

Tarımın, karmaşık yapıdaki tüm sorunlarının çözümünü sadece Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan beklenmemesi gerektiği kaydedilen raporda, “Tarımdan kaçışı durdurup, üretim bölgelerinde insanları doyurmak ve mutlu kılmak adına sosyal projeler oluşturulmalıdır. Üretim bölgelerinde yaşayan ve sürekli göçen insanların en büyük kaygısı sağlık ve sosyal güvencelerinin olmayışı ve bu eksiğini giderme gayretidir. Çalışma BakanlığıAile Sosyal Politikalar BakanlığıKalkınma Bakanlığı ile yapılacak çalışmalarla üretim bölgelerinde yaşayan insanların sağlık ve sosyal güvenceleri konusundaki sorunlar üzerinde çalışılmalıdır. Aile çiftçiliği desteklenmelidir” önerisinde bulunuluyor.

Arazi toplulaştırma çalışmaları”nın kararlı ve hızlı bir şekilde devam etmesi gerektiği belirtilen raporda, “Sistem, basınçlı sulama altyapılarının kurularak, ağaçtan şeritleri, taban taşını kırmaya yönelik dip kazana çekilmesi işlemlerini de içerecek şekilde kurgulanmalıdır” deniliyor.

“SPEKÜLATİF AÇIKLAMA” UYARISI

Raporda, “Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamındaki ithalat” başlığında ise kamuoyundaki spekülatif açıklamalara dikkat çekiliyor.

2016 yılında Türkiye’nin un, makarna, irmik, bulgur, pasta, bisküvi, kek gibi ürünlerden 5 milyon ton ihracat yaptığı ve bunun karşılığında 2,5 milyar dolar döviz kazandığı kaydedilen raporda, “Yapılan bu 5 milyon ton mamul maddenin karşılığında ise 6,9 milyon ton buğday ithal etmiştir. Yani Türkiye yurtdışından hammadde alıp, onu işleyip katma değer katarak ihraç etmektedir. İşin aslını bilmeyen kişilerin, her limanda gördükleri buğday yüklü gemiden sonra ‘Türkiye buğdayı ithal ediyor’ söyleminin gerçekçi olmadığı, kamuoyu bilgilendirilerek, spekülatif açılamalara malzeme oluşturulmasının önüne geçilmelidir” ifadelerine yer veriliyor.

Bunun yanında “buğday sınıflaması” da bir diğer başlık olarak yer alıyor.

Raporda, buğdayda kalite parametrelerine göre alım ve buna bağlı depolama konusunda, hızlı analiz yöntem ve tekniklerinin geliştirilmesine yönelik araştırma ve çalışmalar yürütülmesi gerektiği üzerinde duruluyor.

“ETKİ ANALİZİ” VURGUSU

Tarım desteklerinin ortalama yıllık 14 milyar lira olduğu hatırlatılan raporda, söz konusu rakamın bakanlık bütçesinin yüzde 65’ine denk geldiği belirtiliyor.

Ancak daha önce Sayıştay raporlarına da giren tarımsal desteklemelerin etki analizi eksikliğine dikkat çekilen raporda, “Tarımsal desteklemenin sektörlere ne yönde ve derece de etki yaptığı, hedeflenen amaçlara ne ölçüde ulaşıldığı konusunda etki analizleri yapılarak, kendini yenileyen bir destekleme modeli oluşturulmalıdır” deniliyor.

UHK’nın raporunda “lisanslı depoculuk” başlığı da yer aldı.

Türkiye’de son yıllarda yaygınlaşan lisanslı depoculuğun etkin bir şekilde kullanılarak, dünya tarım ticaretine entegre olunması gerektiği üzerinde durulan raporda, yapılan bazı anket ve araştırmalarda lisanslı depoculuk faaliyetlerinden birçok üreticinin haberdar olmadığı ya da yanlış bilgi sahibi olduğu hatırlatıldı.

Raporda, “TMO görsel ve yazılı basın yolu ile sistemi tanıtmada daha etkin rol almalıdır. Sistemin geliştirilmesi için öncelikli olarak, desteklemelerin yanında sahada tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleri etkin olarak yapılmalıdır. Ancak o zaman tüm sektör paydaşlarına ulaşmış, tarımsal ticareti kolaylaştırmış oluruz” açıklaması yer aldı.

ÜRETİCİNİN ÇKS SORUNU

Miras sorunu ve benzeri sebeplerle önemli miktarda tarım alanının Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıt olamadığı belirtilen raporda, söz konusu durumun bu üreticilerin desteklenmesinin önünde engel olduğu gibi kayıt dışılık sorununu da beraberinde getirdiğinin altı çiziliyor.

Raporda öne çıkan diğer başlıklar ise “Pirinç Tebliği ve Etiketlemesi”, “Çeltik Firesi” ve “Yabancı Tarım İşçileri”ni kapsıyor.

İrfan Donat

Bloomberg HT Tarım Editörü

idonat@bloomberght.com 

Bir cevap yazın