Tarımda 2017’ye ithalat politikaları damgasını vurdu

Her yıl olduğu gibi tarım sektörünün bu yıl da bir fotoğrafını çekmekte fayda var.

En son söyleyeceğimizi en başta söyleyelim.

Tarım sektörü açısından 2017, tam anlamıyla bir ithalat yılı oldu. Sıfır gümrüklü ithalat kararları ise işin tuzu biberi niteliğindeydi.

İsterseniz gelin yılbaşından bu yana öne çıkan gelişmeleri birlikte hatırlayalım.

2017’ye hem Türkiye hem de küresel kanatlı pazarını yakından ilgilendiren bir satın alma haberiyle girdik.

Kanatlı sektörünün önde gelen firmalarından Banvit yüzde 79,48 oranında hisse satışıyla Brezilyalı gıda devi BRF‘nin oldu. Sözleşmede toplam satın alma bedeli 915 milyon TL olarak belirlendi.

18 Ocak 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla bazı ülkelerden ithal edilecek traktörlere yüzde 21 oranında ek gümrük vergisi konuldu.

Söz konusu karar özellikle Çin ve Hindistan gibi ülkelerden ithal edilen ucuz ve aynı zamanda servis ve yedek parça sorunu olan traktörleri hedef alıyordu. Bu kararın da etkisiyle dünyanın önde gelen traktör üreticilerinden Hintli Mahindra & Mahindra önce tarım makinaları üreticisi Hisarlar Makina‘nın yüzde 75.1’ini sonra da Erkunt Traktör’ün yüzde 100 hissesini satın aldı.

Yıl başından itibaren gıda enflasyonu neredeyse yıl boyu yine gündemdeki yerini korudu. 2014 yılı sonunda kurulan Gıda Komitesi’nin çalışmaları ve aldığı kararlar 2017’de de gündem konusu oldu. Kararların gıda fiyatları ve enflasyon üzerindeki olumlu etkisi bu yıl da beklenen düzeyde hissedilemedi.

Fiyatı yükselen bir çok tarım ve gıda ürünü için ithalat kapısı açılıp, gümrük vergisinin sıfırlanması yöntemine başvuruldu.

Uçak krizi nedeniyle Türkiye-Rusya arasındaki ilişkilere 2016’nın neredeyse genelinde ambargo damgasını vurmuştu ama 2016 sonunda başlayan müzakereler sonucu bu yılın Mart aylarına geldiğimizde Türkiye-Rusya arasında normalleşme süreci konuşulmaya başlandı.

Ekim 2016’da narenciye ve sert çekirdekli meyvelere (Portakal, mandalina, erik, kayısı, şeftali) yönelik kalkan yasaklardan sonra Mart 2017’de, aralarında brokoli, soğan, karnabahar, karanfilin de olduğu bazı tarım ürünlerine kapılar açıldı. Ancak en önemli ihraç kalemleri arasında gösterilen başta domates, hıyar, üzüm gibi ürünlerin yer aldığı 14 üründe Rus ambargosu Kasım ayına kadar sürdü. Ambargo süreci uzayınca iki ülke arasında tarımsal ürünlerin ticaretine yönelik gümrük vergisi restleşmelerine şahit olduk. 1 Kasım itibariyle Türkiye’nin Rusya’ya domates ihracatına 50 bin ton kota ile sınırlı şekilde izin çıktı.

İTHALAT HAMLELERİ ARDI ARDINA GELDİ

27 Haziran’da yayımlanan Resmi Gazete’de Bakanlar Kurulu Kararı ile canlı hayvan ve karkas etin yanı sıra buğday, arpa, mısır gibi hububat ürünlerinin ithalatında gümrük vergileri düşürüldü. Hemen birkaç gün sonra ithalatta gözetim uygulaması yayımlandı.

Tam da hasat döneminde alınan bu kararlar karşısında piyasa adeta durdu ve fiyatlar ithalat beklentisiyle aniden düşünce çiftçi zarara uğradı. Çiftçiler hem alınan ithalat kararlarının hem de açıklanan taban fiyatın zamanlaması konusuna tepki gösterdi.

BAKANLIKTA FAKIBABA DÖNEMİ BAŞLADI

19 Temmuz tarihinde beklenen kabine revizyonu gerçekleşti. 65’inci Hükümet’te yaklaşık 20 ay Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı koltuğunda oturan Faruk Çelik‘in yerine Şanlıurfa Milletvekili Ahmet Eşref Fakıbaba getirildi.

29 Temmuz’a gelindiğinde Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlık kararlarıyla Et ve Süt Kurumu’na (ESK), sıfır gümrük vergisiyle 500 bin canlı büyükbaş hayvan, 475 bin baş canlı küçükbaş ve 75 bin ton taze veya soğutulmuş büyükbaş hayvan eti ile 2017 yılı sonuna kadar da 20 bin ton çeyrek karkas et kontenjanı tahsis edildi.

Aynı tarihte Toprak Mahsulleri Ofisi’ne ise 750 bin ton buğday ve mahlut, 700 bin ton arpa, 700 bin ton mısır ve 100 bin ton pirincin yine sıfır gümrükle ithalat yetkisi verildi.

Tıpkı geçen yıl olduğu gibi çiğ süt üreticisi açısından da 2017 oldukça zor geçti.

Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) belirlediği referans fiyatın altında bir piyasanın oluştuğu çiğ sütte üretici kurdaki artışa paralel olarak yüksek girdi maliyetleri altında ezildi.

Çok sayıda işletmenin kapısına kilit vurulurken, birçok üretici hayvanlarını kesime göndererek bu işten çıktı.

Yıl ortasına gelindiğinde çiğ süt üretimindeki kan kaybı ile birlikte USK’da fiyat artışı gündeme geldi.

1 lira 21 kuruş seviyesindeki çiğ süt referans fiyatı 1 Ağustos itibariyle 1 lira 30 kuruşa çıkarken, yapılan ara toplantı ile 1 Ekim itibariyle 1 lira 40 kuruşa yükseltildi.

Ancak Anadolu’nun birçok bölgesinde çiftçi çiğ sütünü sanayici ya da mandıralara 1,40 TL’nin altında verdi. Son aylarda çiğ süt üretimi azaldığı için fiyatlarda kısmen bir toparlanma yaşanmaya başlandı. Ama yılın geneline baktığımızda kırsaldaki üretici yine yüksek maliyetler ile yılın büyük kısmında düşük alım fiyatları arasında sıkışıp kaldığı bir 2017’yi geride bıraktı.

KIRMIZI ET ÜRETİMİ GERİLEDİ

TÜİK verilerine göre Türkiye’de kırmızı et üretimi ilk 3 çeyrekte geriledi.

Canlı hayvan ithalatı sürerken buna karkas et ve lop et ithalatının da eklenmesiyle birlikte içerideki fiyat dengesizliğinin de etkisiyle üretici üretime küstü.

Geçen yılın aynı dönemine göre ilk çeyrekte kırmızı et üretimi yüzde 2,3 azalırken, ikinci çeyrekte de yüzde 3,4 düştü. 3’üncü çeyrekte ise düşüş yüzde 23,6 seviyesindeydi. Son çeyrek verisi henüz gelmese de sektör temsilcileri trendin benzer yönde olmasını bekliyor.

Yıl boyu gündemden düşmeyen kırmızı et fiyatlarındaki yüksek seyir bu alanda sahtekârların da artmasına neden oldu.

Yıl içerisinde farklı şehirlerde yapılan çok sayıda operasyonda piyasaya sürülmek üzere olan tonlarca ateşekdomuz eti ele geçirildi. Son olarak Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyacı için alınan kavurma konservelerinin 4 bin 50 kilogramında at eti tespit edildiğini açıkladı.

SAMAN İTHAL EDİLDİ

Ağustos ayına geldiğimizde Türkiye tıpkı 2012 yılında olduğu gibi yine saman ithal etmek zorunda kaldı.

Bir tarafta ‘Milli Tarım Politikası’ söylemi varken öte yandan tüm girdilerin önemli bir kısmının ithal edildiği tarımsal üretimde ‘stoklandığı’ ve ‘yüksek fiyat oluştuğu’ gerekçesiyle samanın dahi ithal edilmek zorunda kalınması büyük tartışma yarattı.

Buna ek olarak 22 Kasım 2017 tarihli kararname ile saman ve kaba yemi de kapsayan ürünlerin ithalatında gümrük vergisi oranı sıfırlandı.

Tarım desteklemeleri çiftçi tohumunu ekip, ürününü yetiştirip hasat edip, sattıktan sonra açıklandı.

2017 Tarım Desteklemeleri 18 Ağustos 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Haliyle de tarımsal üretim deseninin yönlendirilmesinde desteklemelerin pozitif bir etkisi olmadı.

Yılsonuna geldiğimizde Bakanlar Kurulu kararı ile Aralık’ta kuru fasulyebarbunyanohut ve börülce ithalatında gümrük vergisi oranları sıfıra indirildi.

Tarıma 2017 yılında 12,8 milyar lira destek sağlandı.

TARIM SEKTÖRÜNDE BÜYÜME DÜŞÜK KALDI

İlk çeyrekte yüzde 3,1 büyüyen tarım, ikinci çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü. Yılın üçüncü çeyreğinde ise büyüme yüzde 2,8 olarak gerçekleşti. Böylece ilk 9 ayda tarım sektöründeki büyüme performansı Türkiye ekonomisinin ortalama büyümesinin altında kalarak yüzde 3,5 oldu.

Tıpkı geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da onlarca mevsimlik tarım işçisi kazaların kurbanı oldu. Mevsimlik tarım işçilerine yönelik düzenlemeler yine kağıt üzerinde kaldı. Mevsimlik tarım işçileri ve ailelerinin çalışma, yaşam koşullarında herhangi bir iyileşme olmadı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ‘3 yıllık Ulusal İstihdam Eylem Planı’nı 4 Temmuz 2017’de kabul edildi. 2017-2019 yıllarını kapsayan eylem planına göre yabancı işçilerin tarım sektöründe çalışmalarının önü açıldı.

Fındık üreticisinin fiyatlar açısından yine hayal kırıklığı yaşadığı bir yıldı 2017.

TMO’nun 10 lira olarak açıkladığı taban fiyata rağmen piyasada fiyatlar 8 liraya kadar geriledi. Fındık üreticileri uzun yıllar sonra ilk kez fiyatlardaki düşüşe tepki olarak yürüyüş yaparak fındık politikalarını eleştirdi.

Tıpkı geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi 2017’de de zeytinliklerin ve meraların geleceği tartışma konusu oldu.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nca hazırlanan “Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” TBMM Başkanlığı’na sunuldu.

Meraların ve zeytinliklerin tarım dışı alanda yatırıma açılması yönündeki girişim kamuoyunda tepki ile karşılanınca geri adım atıldı.

Zeytinlikler şimdilik kurtuldu ancak torba yasada yer alan meralar tekrar gündeme geldi. Torba yasada mera vasfının değiştirilmesi durumunda ödenecek olan 20 yıllık ot bedelinde muafiyet maddesi yer aldı.

Eylül ayında açıklanan ve 2018-2020 yıllarını kapsayan “Yeni Orta Vadeli Program”da (OVP)  Türkiye Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesi yeniden gündeme alındı. Maliye Bakanı Naci Ağbal, Türkiye Şeker Fabrikaları’na bağlı fabrikalardan önceliklendirme yaparak özelleştirmelere devam edeceklerini açıkladı.

Olağanüstü hal kapsamında hazırlanan 696 sayılı KHK ile Şeker Kurumu ile Tütün ve ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu kapatıldı.

Şeker Kurumu’na ve Şeker Kurulu’na yapılmış olan atıflar Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na yapılmış sayıldı. Bakanlık, kotaların tespiti, denetim, iç fiyat, arz-talep dengesi ve spekülatif etkileri dikkate alarak şeker ticaretine ilişkin kuralları belirleyecek.

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve kapsamının genişletilmesi konusu gündemde yerini aldı. Tarım sektörünün de Gümrük Birliği kapsamına alınması öngörülürken Avrupa ülkeleri ile yaşanan politik gerilim sonucu güncelleme 2018’e kaldı.

2017’de güzel gelişmeler de yaşandı…

Aydın İnciri ve Gaziantep Baklavası’nın ardından Malatya Kayısısı Temmuz 2017’de Avrupa Birliği’nden coğrafi ürün işaret tescili alan üçüncü ürünümüz oldu.

Bu yıl, yaklaşık 6 milyon hektara denk gelen 192 büyük tarımsal ova Bakanlar Kurulu kararıyla tarımsal SİT alanı olarak koruma altına alındı.

İklimdeki değişikliğin olumsuz etkilerini bu yıl da farklı bölgelerde farklı şiddetlerde hissettik.

Temmuz’da İstanbul ve çevresinde yaşanan aşırı yağış ve sel felaketi ile Kasım’da Antalya’da yaşanan hortum felaketi iklimi yine tarım sektörünün merkezine koydu. TARSİM, 2017 yılında 300 bin adet hasar dosyasını işleme koyarak, çiftçilere 850 milyon TL hasar tazminatı ödedi.

GDO konusundaki tartışma 2017’de de sürdü. Adana’da fırınlara satılan ekmek katkı maddesinde GDO’lu soya tespit edildi. Tüketicinin sağlıklı gıdaya erişim konusunda kafasındaki soru işaretleri arttı.

Tarımsal verilerin doğruluğu ve güvenilirliğinin yine çok tartışıldığı, sektör temsilcilerinin istatistiklere yine şüpheyle yaklaştığı bir yıl geride kaldı.

Gübreden, mazota, zirai ilaçtan, tohuma kadar birçok girdi kaleminde fiyat artışları bu yıl da üretici üzerinde maliyet baskısı yarattı.

Tarımdaki kronik sorunların ithalatla, kısa vadeli, günlük politikalarla çözülmeyeceğine bu yıl da uygulamalı şekilde şahit olduk.

Tarımda orta ve uzun vadeli politika beklentisi ve yapısal reform ihtiyacı 2018’e kaldı.

Yıl boyu alınan ithalat kararları adeta tarımın ‘yeni normal’i oldu.

2018’de tarım sektörünü nelerin beklediğini de bir sonraki yazıda ele alacağız.

İrfan Donat

Bloomberg HT Tarım Editörü

idonat@bloomberght.com 

Bir Cevap Yazın