Tarım ve gıda savaşları

Farkında mısınız bilmiyorum ama tarım, son dönemde daha sık bir şekilde ülkelerin dış politika enstrümanı haline gelmeye başladı.

Ülkeler arası tansiyon ne zaman yükselse, ticaret savaşları ile birlikte tarımsal ürünlerde ambargoyaptırım ya da yüksek gümrük vergileri gündeme geliyor.

Kısacası tarımsal dış ticaretbir silah olarak daha sık masaya konuyor.

Bunun son örneğine ABD-Çin arasındaki restleşmede şahit oluyoruz.

ABD Başkanı Donald Trump, Çin’den ithal edilen ürünlere yönelik 60 milyar dolarlık ek gümrük vergisine imza atınca, ABD tarafında söz konusu hamleden en çok rahatsız olan sektörlerin başında tarım geldi.

Zira ABD ile Çin arasında tarım ve gıda alanında önemli bir ticaret söz konusu.

Şimdi sıra Çin’de…

ABD’de üretilen tarım ürünlerinin en büyük müşterilerinden biri olan Çin, Trump’ın hamlesine tarım ürünleriyle misillemeye yapmaya hazırlanıyor.

Çin, aralarında soyapamuk, yaş ve kuru meyve ile domuz etinin de bulunduğu birçok tarım emtiasının önemli bir kısmını ABD’den tedarik ediyor.

Ve bazı ürünleri ABD’den çok fazla miktarda ithal etmemesine karşın diğer ürünlerdeki dolaylı ve doğrudan etki nedeniyle Çin’in ABD çiftçisine verebileceği zarar tahminlerin üzerinde olabilir.

Mesela Çin’in misilleme olarak etanol için uygulayabileceği bir gümrük vergisiABD’li mısır üreticilerini ciddi biçimde olumsuz etkileyebilir.

Şu an bunlar olası senaryolar arasında ancak bir gerçek var ki o da şu: Gümrük vergileri restleşmesi ya da ticaret savaşları başladığında bundan ilk zarar görecek sektörlerin başında tarım geliyor.

Şimdilerde ABD’li uzmanlar söz konusu ticaret savaşlarının sektöre yansımalarını hesaplamaya çalışıyor.

Ülkeler arası ambargo, yaptırım ya da gümrük vergisi uygulamaları gibi gelişmeler tarımsal arz-talep dengesini pek değiştirmiyor ama alıcı ve satıcıları değiştiriyor.

Bu da belirli bir süre söz konusu tarım emtiasının fiyatında ciddi oynaklıklar yaratabiliyor.

Daha somut bir örnek vermek gerekirse Çin, soya ithalatı için bundan böyle ABD yerine Brezilyaveya Arjantin’i tercih edebilir. Arjantinli ve Brezilyalı ihracatçılar da tedarik noktasında yetersiz kalırsa rotasını alım için ABD dahil başka ülkelere çevirebilir.

Hatırlarsanız buna benzer bir durumu Türkiye-Rusya arasındaki ambargo sürecinde yaşamıştık. Türkiye’den belirli bir süre domates almayan Rusya, ihtiyacını başka ülkelerden tedarik ederken bu tedarik zincirine Türkiye de ihracatçı ülkeler üzerinden dolaylı şekilde dahil olmuştu.

60 MİLYAR DOLARA KARŞI 3 MİLYAR DOLARLIK CEVAP

Çin’in ABD’ye ticari misilleme konusunda üzerinde durduğu tarım ürünleri arasında taze meyvelerle birlikte fındık başta olmak üzere bazı kuru meyve çeşitleri önemli bir paya sahip.

Söz konusu ürünlerin toplam ihracat değeri 1 milyar doları buluyor.

Elma, armut, kiraz, çilek, şeftali, erik, badem, kaju fıstığı, fıstık ve ceviz de Çin’in ticari misilleme listesinde bekleyen diğer ürünler.

Çin Hükümeti, resmi kaynaklardan yaptığı açıklamalarda ilk etapta turunçgilleri de kapsayan taze meyve, kuru meyve, fındık ürünleri, şarap ve etanol gibi ürünlerin ithalatında yüzde 15 gümrük vergisini gündeme alabileceğinin altını çiziyor.

Çin’in ikinci etapta yüzde 25 gümrük vergisi ile ABD’ye karşı misilleme yapabileceği ürünler olarak da domuz etiişlenmiş ürünler, geri dönüştürülmüş alüminyum ve diğer ürünler gösteriliyor.

Söz konusu ürünlerin ABD’den Çin’e toplam ihracat değeri ise 2 milyar dolar seviyesinde.

Bunun içinde sadece domuz eti sektörünün payı 1.1 milyar dolar.

Yani ABD’nin 60 milyar dolarlık hamlesine Çin, ilk etapta toplam 3 milyar dolarlık bir ticari misilleme ile karşılık verebilir.

Pekin Yönetimi’nin misilleme olarak düşündüğü 3 milyar dolarlık hacim, ABD’nin Çin’e gerçekleştirdiği ihracatın yaklaşık yüzde 2’ine tekabül ediyor.

3 milyar dolarlık misilleme hazırlığı bile ABD’li tarım ve gıda sektörü temsilcilerini yeterince rahatsız etmeye yetti.

ABD’nin her yıl Çin’e 2,5 milyon kutu elma ihraç ettiğini hatırlatan ABD Elma Üreticileri Derneği Başkanı Jim Bair, Washington-Pekin arasındaki geriliminin arasında kalmalarından duydukları rahatsızlığı dile getirdi.

Bair, “Çin’in gümrük vergisiyle misilleme listesinde yer alan elma nedeniyle ABD’li üreticiler, kendisine yer edindiği zorlu ihracat pazarını kaybetme riskiyle karşı karşıya” açıklamasında bulundu.

Amerikan Tarım Bürosu Federasyonu Başkanı Zippy Duvall ise ticaret alanındaki misillemelerin ABD’li çiftçilerin durumunu kötüleştirdiğine dikkat çekti.

Çin yönetimi ise 31 Mart’a kadar kendi sektör temsilcilerinden gümrük vergileri konusunda görüşlerini bildirmelerini istedi. Yani 1 Nisan ve sonrasında Çin’den ABD’ye ticari misilleme hamleleri gelebilir.

Hemen hatırlatalım…

ABD Tarım Bakanlığı’nın 2016 verilerine göre Çin’e gerçekleştirilen tarımsal ihracat 21 milyar doları aşıyor.

Bir başka deyişle Çin, ABD’nin ikinci en büyük tarımsal ihracat pazarı konumunda.

ABD’nin yıllık soya üretiminin yaklaşık üçte birini tek başına Çin’in tükettiğini hatırlatmakta da fayda var. Burada da yüzde 25’lik bir gümrük vergisi hamlesi görebiliriz.

O yüzden Amerikan Soya Fasulyesi Üreticileri Birliği Başkanı John Heisdorffer, son gelişmelerden çok endişe duyduğunu belirterek, “Çin pazarını kaybedersek, güneydeki komşularımız bu pazarı doldurmaktan memnuniyet duyacaktır” diyor.

ÇIKARILACAK DERSLER

Peki bu konu sadece ABD ve Çin’i mi ilgilendiriyor?

İki ülke arasındaki bu gelişmeleri izlerken  “Bize ne?” deme lüksümüz var mı?

Tabii ki yok…

Bahsettiğimiz iki ülke de birçok tarım emtiasında dünyanın önde gelen üretici ve tüketicisi konumunda.

Kılıçların karşılıklı çekildiği bir süreçte soya, pamuk, mısır gibi birçok tarım emtiasının fiyatlarındaki dalgalanma dünya piyasasını da etkileyecektir.

Peki bizim çıkaracağımız dersler neler?

Sadece son birkaç yıldaki gelişmeleri hatırlarsak Rusya, Katar ve son olarak da ABD-Çin örneği gösteriyor ki tarımsal üretimde kendi kendine yetebilmek yeniden stratejik önem kazanıyor.

Böyle kriz dönemlerinde “Küreselleşen dünya” söylemi geçerliliğini yitiriyor.

Bir diğer ders ise ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesiyle ilgili.

Tek bir pazara odaklanmak ya da alternatif pazar arayışından kopmak fırsatları kaçırmak kadar riskleri de artırıyor.

Bu süreci tarım emtia fiyatları açısından yakından takip etmekte fayda var.

İrfan Donat

Bloomberg HT Tarım Editörü

idonat@bloomberght.com 

Bir cevap yazın