Mutfaktaki yangın… Mesele patates, soğan değil…

Patates ve soğandaki fiyat artışı haftalardır gündemden düşmüyor.

Bugün açıklanan enflasyon verileri de gıda tarafındaki tabloyu daha net ve ‘resmi şekilde’ ortaya koydu.

TÜİK verilerine göre Haziran’da tüketici fiyatları aylık bazda yüzde 2,61 yükselirken, yıllık bazda yüzde 15,39 artış gösterdi.

Böylece enflasyon Haziran ayında beklentilerin çok üzerine çıkarak tarihi zirveye yükseldi.

Gıda enflasyonu bir ayda yüzde 6 yükselirken, yıllık bazda yüzde 19 seviyesine çıktı.

Daha öz bir ifadeyle enflasyonda 2.6 puanlık yükselişin 1.4 puanı gıda tarafından geldi.

Enflasyon sepetinde aylık olarak fiyatı en yüksek artış gösteren ürünlerin ilk iki sırasında gündemden düşmeyen kuru soğan ve patates var.

Yani bu ay enflasyonda golü patates ve soğandan yedik.

Kuru soğan fiyatı son 1 ayda yüzde 82,5 artarken, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 185 zamlandı.

İkinci sıradaki patatesin fiyatı ise son 1 ayda yüzde 63 zamlanırken, yıllık bazda söz konusu artış yüzde 109’u aştı.

Havuçta da benzer fiyat artışı söz konusu.

Aylık bazda fiyatı yüzde 58 artan havuç, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 110 zamlanmış durumda.

Artış tabii ki bu ürünlerle sınırlı değil…

Sivri biber ve çarlistonda yüzde 50’nin üzerinde bir fiyat artışı var.

Domateste yüzde 24… Yıllık bazdaki artış yüzde 63’e yaklaşıyor.

Tavuk etinde yüzde 9…

Yumurtada aylık artış yüzde 4’e yaklaşırken, yıllık bazda yüzde 36’yı aştı.

Liste kabarık ve pahalı…

Deyim yerindeyse ‘mutfakta yangın var’.

EZBERE ÜRETİM, ŞANS VE KADERE BAĞLI PAZARLAMA MODELİ

Ama başlıkta da söylediğimiz gibi mesele patates ve soğan değil

Mesele tarımdaki başıboşluk

Bu boşluk, tarımdaki arz ve talep dengesini de bozuyor.

Artık sağlıklı ve planlı bir üretim modelinden bahsetmek zor.

Çiftçi, kendi başına kaderine terkedilmiş durumda, geleceğe yönelik bir motivasyonu yok.

Maliyetlerin her geçen gün yükseldiği bir ortamda önünü göremeyen üreticii hangi ürün para ederse ona yöneliyor.

Planlama’ sorununa dikkat çekerken sadece üretim tarafındaki plansızlıktan bahsetmiyoruz.

Hem iç pazardaki dağıtım kanallarında hem de ihracat pazarına yönelik de bir planımız ya da stratejimiz yok.

Ezbere üretim yapıp, şans ve kadere bağlı bir pazarlama yöntemimiz mevcut.

Halbuki ortada tarladan sofraya kadar uzanan ve tüm süreci kapsayan yapısal bir sorun var ve bu sorun uzun yıllardır biliniyor.

Ama bugüne kadar bu kronik meseleyi bütüncül anlamda çözmek için herhangi somut bir adım atılmış değil.

Çiftçinin önünü göremediği ve üretime küstüğü bir ortamda ne arz-talep dengesi ne fiyat istikrarı ne de sürdürülebilirlikten bahsedilemez.

O zaman da gündemimizden ithalat çıkmaz.

İthal edilen ürün dün kırmızı ettir, bugün patates yarın da domates.

Yani mesele bugünün meselesi değil…

BURSA’DA ŞEFTALİ AĞAÇLARI KESİLİYOR

Geçtiğimiz hafta Bursa’da çiftçilerle bir araya geldik.

Gördüğümüz ve duyduğumuz kadarıyla tarım sektöründe her geçen gün artan girdi maliyetleri üreticiyi çıkmaza sokuyor.

Ürünlerin pazarlanmasında sorunlar yaşandığını kaydeden Bursalı üreticiler, son 10 yıldır şeftali ve nektarinin dalındaki fiyatının 1-1,5 TL arasında seyrettiğini belirtiyor.

Hâlbuki İstanbul gibi büyükşehirlerde tüketici aynı ürünü 4-5 liradan aşağı alamıyor.

İşte bu kronik sorun yüzünden Bursa’nın Gürsu ilçesindeki bazı üreticiler de nektarin ve şeftali ağaçlarını para kazanamadıkları gerekçesiyle kesmeye başladı.

Yılbaşında bu yana mazot, gübre, ilaç gibi girdilere yüzde 40’ları bulan zam geldiğini belirten üreticiler çareyi alternatif ürünlerde arıyor.

Bu yıl marul para kazandırdığı için birçok üretici marul yetiştirmeyi planlıyor.

Ama gelecek sezon da arz fazlası nedeniyle marullar tarlada kalabilir.

Yani iktisat diliyle “örümcek ağı kuramı” kırsaldaki tabiriyle “kısır döngü” devam ediyor.

GIDA FİYATLARI DÜNYA ORTALAMASININ %28 ÜZERİNDE

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) 2018 yılı tarım raporunu yayımladı.

Rapora göre Türkiye’de yurtiçi fiyatlar 2015-2017 yılları temel alındığında dünya fiyatlarının ortalama yüzde 28 üzerinde seyrediyor.

OECD’nin 2016 yılında yayınladığı 2013-2015 yıllarının temel alındığı tarım raporunda ise Türkiye’deki yurtiçi fiyatlar dünya fiyatlarının ortalama yüzde 20’nin üzerinde seyrediyordu.

Yani makas her geçen sürede biraz daha açılıyor.

SAMAN FİYATLARINA DİKKAT

Geçtiğimiz yıllarda saman fiyatları, hububat arzındaki sıkıntı ve stokçuluk iddiaları ile artışa geçmişti.

Saman fiyatı arpa ve buğday fiyatına yaklaşınca ithalatı gündeme gelmiş ve ithalat kararı ile uzun süre tartışma konusu olmuştu.

Buğday ambarı olarak bilinen İç Anadolu’dan gelen haberler saman fiyatlarında yeniden bir yükseliş sinyali veriyor.

Konya Ovası’nda hububat hasadının başladığı tarihten itibaren sap ve samana talebin oldukça yüksek olduğunu belirten uzmanlar, bu yüzden saman fiyatlarının hasadın başladığı tarihe göre yüzde 30-40 arttığını dile getiriyor.

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Soylu, buğday rekoltesinin geçen yıla göre yüzde 5 düşük olduğunu ve yaklaşık 20.5 milyon ton dolaylarında gerçekleşmesini öngörüyor.

Arpa rekoltesinin ise yüzde 10 artışla yaklaşık 7.5-8 milyon olacağını belirten Prof. Dr. Soylu, sap ve saman rekoltesinin geçen yılki oranlara paralel seyredeceğini tahmin ediyor.

Geçen yıl ithalatı gündeme gelen samanda bu yılki fiyat hareketlerini yakından takip etmekte fayda var.

İrfan Donat

Bloomberg HT Tarım Editörü

idonat@bloomberght.com 

Bir cevap yazın