Gıda perakendeciliğinin geleceği nasıl şekillenecek?

Aslında bu soruyu sormamızın nedeni geçtiğimiz günlerde açıklanan bir satın alma haberi.

Bildiğiniz üzere e-ticaret devi Amazongıda perakende markası Whole Foods‘u 13,7 milyar dolara satın alıyor (Satın alma işleminin yılın ikinci yarısında tamamlanması bekleniyor).

Konuyu sadece basit bir satın alma hamlesi şeklinde okumak yanlış olur.

Amazon’un bu girişimi gıda perakendeciliği sektörünün geleceğini de şekillendirecek önemli bir adım niteliğinde.

Nasıl mı?

Önce Whole Foods’un sektördeki profiline bir göz atalım.

1980’de Austin Teksas’ta kurulan şirket bugün 450 şubesi ile Amerika’da önemli bir konuma sahip.

Ama Amazon, sadece 450 şubesi olan Whole Foods’u satın almıyor, aynı zamanda Whole Foods’ın bünyesinde yarattığı 365 adet ‘private label‘ markaya da sahip oluyor. Ve söz konusu ürünler, online şekilde tüketiciye ulaşır durumda değil. Amazon’un yıllardır gıda alanında kendi özel etiketini geliştirmeye çalıştığını düşünürseniz söz konusu markaların önemi daha net anlaşılır.

Whole Foods, özellikle de ‘doğal‘ ve ‘organik ürün‘ segmentinde öne çıkıyor.

Bildiğiniz üzere özellikle alım gücünün yüksek olduğu gelişmiş ülkelerde gıdanın niteliğidaha ön plana çıkıyor. ‘Doğal‘, ‘organik‘ ve ‘kaliteli gıda‘ talebi her geçen gün artıyor.

Kişi başı milli gelirin yüksek olduğu ya da yükselme trendinde olan ülkelerde tüketici bu konularda daha dikkatli, sorgulayıcı ve talepkar. Hatta tüketici bir adım daha öteye geçip gıda ürünlerinin üretim sürecini de sorguluyor. Üretimin çevre dostu olması ve çiftçinin adil şartlarda üretimi gerçekleştirmesi de yeni kriterler arasında.

Whole Foods işte tüm bu beklentileri karşılayacak bir modele yakın strateji izliyor.

Amazon ise Whole Foods’u satın alarak mevcut modeli e-ticaret üzerinden yeni bir iş modeli üzerine entegre etme hedefinde gözüküyor.

Çünkü tüketici aynı zamanda artık daha hızlı, zamandan tasarruf ederek ve yorulmadan alışveriş yapmak istiyor.

Belki de Amazon’un neden gıda perakendeciliği sektöründe önemli bir oyuncu olmak istediğini anlamak için, endüstrinin arkasındaki sisteme bakmak daha doğru olur.

Analistler burada 5 noktaya dikkat çekiyor:

Dağıtım ağı yeniden şekillenecek: Amazon, mevcut sistemdeki geleneksel modeli bir kenara bırakıp dağıtım ağını yeniden dizayn ederek aracıları ortadan kaldırmayı hedefliyor.

Hemen hatırlatalım… Şirket, çoğu alışveriş merkezinden daha büyük olan geniş bölgesel dağıtım merkezlerine sahip. Bu sayede tıpkı Whole Foods alt yapısında olduğu gibi çiftçilerle doğrudan ilişki kurma ve dağıtım ağını bu modele adapte etme şansı var. Böylece daha düşük fiyata, daha hızlı teslimat ile daha fazla tüketiciye ulaşabilecek.

Envanter sistemi yeniden şekillenecek: Amazon’un büyük gücü, milyonlarca ürünün yerini ve hareketini izleyen bilgisayar ağı sistemlerinden geliyor. Peki Amazon, bilgi işlem gücünü daha da karmaşık bir gıda dağıtım sistemine etkin biçimde uygularsa ne olur? Daha önce sahip olmadığından fazla veri tabanına sahip olur. Mağaza raflarının önünde gezinen müşterilerin taleplerini aplikasyonlar sayesinde e-ticaret ortamında etkin şekilde kullanabilir.

Perakende deneyimi yeniden şekillenecek: Analistlere göre son yıllarda iki güçlü eğilim market zincirleri yeniden şekillendirdi. Bunlardan birisi büyük depo deneyimleri sunan dev toptancı market anlayışı, diğeri ise daha özel ve nitelikli ürün deneyimi sunan, yerel ürün ve coğrafi işaretli ürünlere önem veren marketler. Whole Foods ikinci kategoride yer alıyor. Ve yukarıda bahsettiğimiz üzere artık tüketici gıda ürünlerinde karnını doyurmaktan öte nitelikli ürün peşinde koşuyor.

Amazon, bu noktada hem mağaza deneyimini yaşamak isteyen tüketicilere hem de online alışveriş tercihinde bulunan kesime yönelik iş modelleri üzerine odaklanıyor.

Bunun kombinasyonları da çoğalıyor. Amazon’un cep telefonu uygulamaları müşterilere her iki alanda da yeni seçenekler ve alışveriş deneyimi sunuyor.

Lojistik yeniden şekillenecek: Aslında bu başlık, dağıtım ağındaki değişimle paralel seyrediyor. Üreticiden tüketiciye uzunan aracı zincirinin kısalması maliyetleri aşağı çekerken ürünün ömrünü ve kalitesini de etkileyecek önemli bir faktör haline geliyor. Whole Foods’un know-how’ı ile hali hazırdaki tedarik zincirinin modernizasyonu Amazon’un bu hedefe kolayca ulaşmasını sağlayacak.

Burada anahtar nokta, daha etkin bir depo dağıtım sistemi sayesinde çok daha pürüzsüz ve etkin bir tedarik zinciri oluşturmak.

İş gücü potansiyeli yeniden şekillenecek: Marketler, yoğun emek gerektiren bir iş kolu. Akıcı bir dağıtım-lojistik-tedarik-perakende modeli ile söz konusu işçiliğin önemli bir kısmı ortadan kalkıyor. Otomasyonun devreye girmesi ile çalışan insanların yerini robotlar alıyor. Bu da gelecekte istihdam tarafında çıkabilecek sorunların işaretçisi sayılabilir.

Aslında analistler söz konusu satın almayı en özet şekliyle şöyle yorumluyor: “Amazon gıda endüstrisinin geleceğine bahis oynuyor.”

Amazon’un rakiplerine karşı en büyük avantajı olarak da sahip olduğu e-ticaret ağı değil, benimsediği inovasyon kültürü gösteriliyor.

Amazon’un bu alandaki bir diğer motivasyonu da ABD’de online market satışlarının bugünkü yüzde 4 seviyelerinden gelecek 10 yılda yüzde 20’ye ulaşacağı öngörüleri.

Söz konusu trend sadece ABD için değil başta gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler dahil olmak üzere küresel olarak da beklentiler dahilinde.

Bu konuda Egeli&Co’dan Güldem Atabay Şanlı‘nın hazırladığı rapordaki tespitleri de paylaşmakta fayda var: “Amazon uzunca bir süredir, tüketici alışkınlıklarını değiştirmekle ‘suçlanıyor’. Tüketim üzerine kurulu ABD ekonomisinde kendi ürünü lehine tüketici alışkanlığını değiştirmeye çalışmayan şirket herhalde olmasa gerek. Ancak, Amazon’un bu değişimi ‘toptancı’ yaklaşımla başarıyor oluşu, Amazon’u el attığı sektördeki rakiplerini yok etme aşamasına kadar taşıyor.”

Şanlı’nın raporda yer verdiği şu tespit de önemli: “Amazon’a alışan tüketiciler, online Amazon dükkanlarından bir kere alışveriş yaptıktan sonra diğer ihtiyaçlarını da Amazon’dan karşılamaya yöneliyor. Çünkü kullandığı algoritmalarla tüketici için her geçen gün artan öneme sahip bir değer yaratmayı çok daha düşük marjlarla başarmakta Amazon. O da, gıda ve bebek ürünlerinde özellikle satın alınan ürüne ait her bir içeriğin nereden geldiğini takip etmeye yarayan kodlar ile tüketicilere ürünlerinin tüm hikâyesini sunması.”

Amazon’un Whole Foods’u satın alması ABD’de gıda perakendeciliğinde dengeleri hemen değiştirmeyebilir ama tüketici trendleri ve yeni gelişmeler, orta ve uzun vadede bazı dengelerin aynı kalmayacağına işaret ediyor.

Özetin özeti gıda perakendeciliğinde dijital ve fiziksel deneyimler kaynaşıyor, birbirine entegre hale geliyor.

Söz konusu gelişmelerden ve trendlerden Türkiye’deki gıda perakendeciliğinin de çıkarabileceği dersler olduğunu düşünüyoruz.

İrfan Donat

Bloomberg HT Tarım Editörü

idonat@bloomberght.com

Bir Cevap Yazın