Gıda Komitesi’nin 2018 ajandası (2)

Gıda Komitesi’nin bu yılki ajandasında yer alan başlıkların bir kısmını hafta başında yazmıştık. (Henüz okumayanlar için linki yazının sonunda paylaşıyoruz)

Komite’nin 2018’deki yol haritasına yönelik diğer başlıkları paylaşmaya devam edelim.

Tarım ve gıda dediğimiz zaman üretime dair meseleler işin en kritik kısmı…

Kırmızı et fiyatları ve ithalatın gündemden düşmediği bir ortamda hayvancılık tarafı Gıda Komitesi’nin yumuşak karnı durumunda.

Özellikle hayvancılık tarafında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın üretici aileleri üretimde kalmaları adına sağlayacağı desteklemelerin önemine vurgu yapan Komite üyeleri, küçük aile işletmelerinin sistem içinde kalabilmesinin öneminin farkında.

Aldığımız bilgilere göre Komite, küçük işletmeleri dışlamadan, büyük işletmelerle küçük işletmelerin ortak çalışabileceği entegre bir model üzerinde çalışıyor.

Bu çalışma ile üretimin sürdürülebilirliğini sağlarken, maliyetlerin de düşürülmesi hedefleniyor. Umarız söz konusu model dağınık yapıdaki küçük üreticileri korur ve kollar nitelikte olur.

Verimlilik konusu aile işletmeleri ve kooperatifçilik çerçevesinde 2018’de de gündemde olacak.

Komite üyeleri diyor ki: “Hayvancılık tarafına baktığımızda küçük aile işletmesi dendiğinde Türkiye’de akıllara 3-5 hayvanı olan aileler geliyor ancak dünyada bu model en az 30 hayvanla sürdürülüyor. O zaman bu modele geçmek için gerekirse 6 aileyi bir araya getirecek destek ve teşvik modeliyle devlet onun üzerinden kontrolünü yapacak.”

TMO’NUN MANEVRA ALANI GENİŞLEYECEK

Gördüğümüz kadarıyla Gıda Komitesi, kamu kurumlarına da bu konuda ek manevra alanı açmak üzere çalışıyor.

Depolanabilir ürünler için özel bir model üzerinde çalışan Komite, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) burada düzenleyici olarak hareket etmesini sağlamaya çalışıyor.

Daha öz bir ifadeyle TMOESK gibi kurumlara manevra alanı açılacak, bu kurumların piyasa düzenleyicisi rolü güçlendirilecek.

TMO ve ESK gibi kurumların bundan böyle piyasada hangi rolü üstleneceğinin hem belli olması, hem de piyasaya bunun gösterilmesi isteniyor.

TMO örneğinden yola çıkarak hedeflenen özetle şu: “Daha kritik ürünleri daha uzun süre elinde depolayabilsin, yeri geldiğinde piyasaya uygun bir biçimde verebilsin ya da alsın, fiyat hareketleri yumuşayınca üretici de önünü daha net görebilsin.”

Bunun yolu da sürekli stoklu çalışmaktan geçiyor. Depo ihtiyacının giderilmesi noktasında yatırımların aralıksız sürdüğünü kaydeden Komite yetkilileri hedeflerini,  hem ürün miktarı hem de fiyatlar noktasında kritik eşikleri belirleyerek döngülerin yumuşatılması olarak özetliyor.

Burada bir not düşmekte fayda var.

Fiyat şoklarına zamanında müdahale kritik önem kazanıyor çünkü geç gelen bir müdahalenin yararı bir yana piyasaya olumsuz yansıması bile olabiliyor.

GÜMRÜK DUVARI TARTIŞMASI

Gümrük duvarının çok yüksek olması geçen yılın tartışma konusuydu.

Gıda Komitesi de bu alanda birçok üründe gümrük vergisi oranlarını aşağı çekme kararı aldı.

Bazıları sürekli bazıları ise dönemsel olarak kararlaştırıldı.

Konunun başka noktalara çekildiğini ve amacının dışında tartışıldığından yakınan Komite Üyeleri, kendi bakış açılarını şöyle özetliyor: “Gümrük duvarıyla içerideki üretim arasında bir korelasyon yok.”

Ne demek istediklerini biraz açmalarını isteyince de şunları söylüyorlar: “Gümrük duvarının çok yüksek olması içerideki üreticiyi koruyan bir şey değil. Gümrük duvarının yükseltildiği dönemlerde bizim üretimimiz artmış değil. Ya da ondan kaynaklı olarak bizim üreticilerimizin o ürünlerden elde ettiği katma değer yıllar içerisinde iyileşmiş değil. Gümrük duvarlarının çok yüksek olması aslında aracı, büyük perakendeci ya da stokçulara fiyatı çok rahat belirleme imkanı sağlıyor.”

Komite üyeleri, ‘gümrük duvarlarının çok yüksek olması sonucu dışarıdan ürün almanın çok pahalı olacağı’ algısı üzerinden hareket eden grupların, geniş bir marjda döneme göre fiyatı yukarı ya da aşağı taşıma imkanının doğduğu tespitinde bulunuyor.

Komite’ye göre bu alan daraldığı zaman, sistem üreticinin lehine bir noktaya gidebilir.

GIDA KOMİTESİ’NİN İLETİŞİM POLİTİKASI

Yeni politikalar kadar o politikaların iletişiminin de iyi yapılması ve altının doldurulması kritik önemde.

Komite’nin bundan sonraki süreçte atmak istediği bir diğer adım ise kamuoyuna açıklanan orta vadeli projelerin çeyreksel bazda hangi noktaya geldiğini, çalışmanın nasıl ilerlediği ve nereye doğru gittiğini yine bakanlıKlar nezdinde kamuoyunun bilgisine sunmak.

Böylece projelerin gelişim süreci ile piyasa da bilgi sahibi olacak, spekülasyonların önüne geçilecek.

PİYASADA %20 DENGESİ

Alınan karar, atılan adımlar kadar piyasadaki mevcut oyuncuların pozisyonu da artık yakın takibe alınacak.

Komite’nin bu konuda Rekabet Kurumu ile de iletişim halinde olduğunu anlıyoruz.

Özellikle üretim, dağıtım ve fiyatlama tarafında yasal bir çerçeve oluşturmak üzere çalışılıyor.

Sektörde aktör sayısının artmasının bir çok alanda dengeleri sağlayacağı görüşü hakim.

Komite de sektörde herhangi bir aktörün payının yüzde 20’nin üzerine çıkmasının fiyatlamayı bozduğunun farkında.

Bu durum rekabet şartlarını bozuyor.

Komite ayrıca üreticinin dağınık yapısının sadece birliklerle çözülemeyeceğini görmüş durumda.

Bunun dışında Komite’nin üzerinde durduğu bir başka başlık gıda ürünlerinde standardizasyon. Bu tarafta da üretimde verimlilik artışıkalite ve standardizasyonun artırılması teşvik edilecek.

Bildiğiniz üzere Türkiye’de politikalar kurumlar değil kişiler bazında oluşturuluyor. Her yeni bakan ya da kadroyla birlikte politikalar sil baştan belirleniyor. Ama bunun da sürdürülebilir olmadığının altını çizen Komite üyeleri, tarımda artık kalıcı politikalara ağırlık verilmesinin konuşulduğunu belirtiyor.

Anlaşılan artık sık sık değişiklik yapılmaması ve parametrelerin belirlenerek kolay kolay değişmemesi üzerinde duruluyor.

TARIMSAL FİNANSMAN OPTİMAL DEĞİL

Tarım finansmanı noktasında hâlâ katedilecek çok yol bulunduğu görüşünde birleşen Komite üyeleri, özeleştiri de yapıyorlar.

Tarımda teşvikler ve desteklemelerin dağınık yapıda olması ve karmaşık hale gelmesi sonucu sistemin yıllar içinde tıkandığı belirtiliyor.

Bunun optimal olmadığı artık herkes tarafından kabul ediliyor.

O yüzden kalıcı bir modelle uzun vadede tedbir ve teşviklerin verimlilik artıcı alanlara kaydırılması hedefleniyor.

Farkında olmadan yıllarca “verimsizliği destekleyici teşvikler” döngüsü içinde kalmış bir tarım sektörü olduğundan bahseden yetkililer, mevcut sistemin kimseyi memnun etmediğinin altını çiziyor.

Kısacası Gıda Komitesi’nin bu yılki ajandasında sektöre daha fazla destek ve teşvikler gündeme gelecek.

Ne kadarı hayata geçecek, ne kadarı sektöre gerçekten yansıyacak hep birlikte göreceğiz.

İrfan Donat

Bloomberg HT Tarım Editörü

idonat@bloomberght.com

Bir cevap yazın