Çiftçinin 2016’da yol haritası nasıl olacak

Türkiye İstatistik Kurumu 2015 yılına ait bitkisel üretim ikinci tahminlerini açıkladı. Peki bu veriler üretici ile tüketici açısından ne anlama geliyor? Rakamlar gıda fiyatlarının seyri açısından ipucu veriyor mu?

tarımm

Türkiye İstatistik Kurumu 2015 yılına ait bitkisel üretim ikinci tahminlerini açıkladı.

Hatırlanacağı üzere 2014, tarım sektörünün daraldığı, ciddi rekolte kayıplarının yaşandığı ve gıdaenflasyonunun çokca konuşulduğu bir yıldı.

Açıklanan son veriler, geçen yıla göre bitkisel üretim tarafında daha olumlu bir tablo çiziyor.

İklim şartlarının büyük oranda olumlu seyri, tahminlerin önemli bir kısmına üretim artışı olarak yansımış durumda.

Peki bu rakamlar ne ifade ediyor?

TÜİK’in bu verileri hem üretici hem de tüketici açısından fiyatların seyri açısından gösterge niteliğinde sayılabilir. Ancak Türkiye’de bir gerçek daha var. O da arz tarafındaki plansızlığın zaman zaman taleple örtüşmemesi ve bu durumun tarımsal ürünlerde fiyat istikrarsızlığı yaratması.

Türkiye’de tam anlamıyla bir tarımsal üretim politikası ya da kısa-orta-uzun vadeli stratejilerden bahsetmek zor.

Özellikle tek yıllık bitkilerde çiftçi genelde piyasadaki gelişmelere göre üretim kararı alıyor. Hangi ürünün o yıl para edeceğini düşünürse, onu ekiyor. Bu kararı alırken de bir önceki sezondaki üretim miktarı ve piyasada oluşan fiyatı baz alıyor. O yüzden çiftçiler genelde bir önceki sezon para eden ürünlere yöneliyor. Söz konusu ürünlerde artan üretim, fiyatları haliyle aşağı çekiyor ve bazen para etmeyen ürün tarlada kalıyor. Para kazanamayan çiftçi sonraki sezon başka alternatif ürünlere yönelince, bu sefer de az ekilen ürünün fiyatları tavan yapabiliyor.


İşin sonunda hem üretici hem de tüketici mağdur oluyor. Kazanan ise yine bu çarpık sisteme ayak uydurmuş aracı, stokçu ya da ithalat kapısının açılmasını bekleyen fırsatçılar oluyor.

TAHIL ÜRETİMİNDE ARTIŞ VAR

İsterseniz lafı daha fazla uzatmadan son açıklanan verilere ürün bazında bir göz atalım…

TÜİK’in 2015 yılı bitkisel üretim ikinci tahminlerine göre, tahıl ürünleri üretim miktarlarının bir önceki yıla göre yüzde 18,1 artarak yaklaşık 38,6 milyon ton olacağı öngörüldü.

Özellikle buğday üretiminin geçen yıla göre yüzde 18,9 artarak 22,6 milyon tona ulaşması beklenirken, arpa üretiminin yüzde 27 artarak 8 milyon ton, çeltik üretiminin yüzde 10,8 artarak 920 bin ton ve dane mısır üretiminin yüzde 7,6 artarak 6,4 milyon ton olması öngörüldü.

Yazının geri kalanını okumak için buraya tıklayın

Baklagiller tarafında nohutun yüzde 2,2 artarak 460 bin ton, kırmızı mercimeğin yüzde 4,6 artarak 340 bin ton olacağı tahmin edilirken, baklada üretimin yüzde 11 düşmesi, bezelye üretiminde de yüzde 4,5 gerileme söz konusu. Büyük fotoğrafa baktığımızda ise Türkiye’nin her geçen yıl baklagiller tarafında üretim kaybı yaşadığı ve ithalata daha da bağımlı hale geldiğini hatırlatmakta fayda var.

Geçen yıl marketlerde fiyatı 5-6 liraya yükselerek bir süre gündem olan patates üretiminin de yüzde 14,3 artarak 4,8 milyon ton olacağı tahmin edildi.

Yağlı tohumlardan ayçiçeği üretiminin yüzde 2,6 artarak 1,7 milyon ton olması öngörüldü.

Türkiye’de zaman zaman tartışma konusu olan bir diğer stratejik ürün niteliğindeki şeker pancarı üretiminin ise yüzde 6,9 artarak yaklaşık 17,9 milyon ton olacağı belirtildi.

Sebze ürünleri üretim miktarının 2015 yılında bir önceki yıla göre yüzde 3,1 artması tahmin edildi. Ancak detaylara baktığımızda sofralarda önemli yere sahip birçok ürünün üretiminde azalış söz konusu.

 

SOĞAN VE SARIMSAK ÜRETİMİ AZALDI
Domateste yüzde 6,2, karnabaharda ile brokolide yüzde 12,8 ve çerezlik kabakda yüzde 9,1 artış öngörüldü.

Ancak buna karşın baklada yüzde 11,7, taze soğanda yüzde 6,4, enginarda yüzde 6,2 azalış tahmin edildi. Taze sarımsak üretiminde yüzde 5,2, havuçta yüzde 3,9, turpta yüzde 39, patlıcan üretiminde ise yüzde 3,9 gerileme öngörüldü. Marul üretiminde ise yüzde 8,4’ü bulan azalış söz konusu.

Meyve ürünlerinin de üretim miktarının bir önceki yıla göre yüzde 3,5 artarak 17,7 milyon ton olacağı öngörüldü.

Elmada bir önceki yıla göre yüzde 3, şeftalide yüzde 4,6, kirazda yüzde 19,1, kayısıda ise 151,9 artış öngörüldü. Kayısıdaki artışta, geçen yılki don olayları nedeniyle yaşanan rekor seviyedeki rekolte kaybının etkisi hakim.

Turunçgil meyvelerinden mandalinanın yüzde 10, sert kabuklu meyvelerden fındığın yüzde 56,8, antep fıstığının yüzde 80 artacağı tahmin edildi. Tıpkı kayısıda olduğu gibi bu ürünlerdeki yüksek üretim artışı bir önceki yılın olumsuz iklim koşullarındaki rekolte kaybından kaynaklanıyor.

Üzüm üretiminde ise yüzde 12,6’lık azalış tahmin edildi.

TÜİK verilerine göre zeytin üretiminde yüzde 3,8’lik azalış tahmininde bulunulurken Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’nin tahminlerine göre zeytinde bu sezon üretim kaybının yüzde 5,2 olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Aslında TÜİK’in bu tahminleri Çiftçi Kayıt Sistemi’nde (ÇKS) yer alan veriler ışığında elde ediliyor. ÇKS ise üretim tahminleri noktasında üreticilerin beyanlarını esas alıyor. Ancak kağıt üzerindeki beyanların topraktaki karşılığına yönelik soru işaretleri var. Tamamen kişisel güvene dayanan ve denetime çok da tabii olmayan bir sistemden bahsediyoruz.

Tüm bu açılardan bakınca Türkiye’de tarıma yönelik öngörüde bulunmak ya da yol haritasını belirlemek ne kadar sağlıklı olur, kararı size bırakıyoruz.

Bir cevap yazın