“Bankacılık tarım konusunda daha aktif olmalı”

Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince, “Hiç olmayacak imkanlarla gayrimenkul finansmanı yapan bankacılığın, fevkalade olur bir ekonomisi olan tarım konusunda çok daha aktif olmasını diliyorum” dedi.

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) tarafından düzenlenen Tarımsal Finansmanda Sürdürülebilirlik Konferansı’nda konuşan Özince, “TL kredilerde uzun vadeli finansmanı sağlayamıyoruz. Henüz bunu başarabilmiş değiliz. Hep döviz kredisine ve maalesef tüketen sektörleri finanse etmeye ağırlık verdik. Hâlbuki dünya ve Türkiye ekonomisinin sürdürülebilirliği açısından üreten sektörlerin finansmanı çok önemli. Türkiye’nin mukayeseli üstünlük geliştirebileceği alanlardan ilk birkaç tanesini sayacak olursak turizmden sonra akla tarım gelir. Türkiye’nin tarım konusunda çok büyük bir sorumluluğu var. Çünkü içinde bulunduğumuz coğrafya dünyanın en zengin flora çeşitliliğinden birine sahip. İstanbul’un florası, neredeyse Avrupa’dan daha zengin” dedi.

“Tarıma para verirseniz, paranızı geri alırsınız”

Ersin Özince, bankacılık sektörünün tarımla ilgilenmeye başlamasının memnuniyet verici olduğunu aktararak, “Çocukluğumdan itibaren hobi olarak tarımla ilgilenmiş biri olarak emekli olunca tarımla ilgilenmek istedim. Birçok bankacı bunu yapıyor. Tavsiyem tarımla emekli olmadan ilgilenin” diye konuştu.

Emekli olduktan sonra kendisine Ziraat Bankası’ndan tarım konusundaki projelerine destek verilebileceği yönünde bir e-mail geldiğini anlatan Özince, şu değerlendirmelerde bulundu: “Ben hobi gibi yapmaya kalktığım için bırakmak zorunda kaldım. Bankada kalınca başlamadım daha doğrusu. 2 sene buğday ektim. Aslında çok iyi bir şey. Çok verimli. Tarıma para verirseniz, paranızı geri alırsınız. 1 ekiyorsunuz, 30-40 veriyor. 40 alabildim mi ben? Hayır. İstanbul gibi güzel bir coğrafyada susuz tarım yaparsan, geleneksel yöntemlerle, yağarsa ürünü yüzde 25 fazla, yağmazsa yüzde 25 eksik alırsın. Bilgi çağında bilgiyi kullanmak lazım.”

Özince, iklimle başlayan sürecin; tarıma, sanayiye ve siyasete uyum sağlayarak daha müreffeh ve mutlu bir dünya oluşturulmasına katkıda bulunabileceğini belirterek, “Hiç olmayacak imkanlarla gayrimenkul finansmanı yapan bankacılığın, fevkalade olur bir ekonomisi olan tarım konusunda çok daha aktif olmasını diliyorum. Bahsedilen takipteki krediler (NPL) hiçbir şey ifade etmiyor. 2-3 katı olsa ne olur? Sigortası olsun, o tarafı da geliştirelim. İlla sorunlu kredi olmayacak diye bir şey de yok” yorumunu yaptı.

Türkiye’nin 2008 krizinden bu yana sorunlu kredide iyi bir performans gösterdiğini anımsatan Özince, tarım sektörünün devlet politikalarıyla daha şeffaf, hesap verebilir, kredilendirilebilir ve menkulleştirilebilir bir yapıya gelmesi gerektiğini vurguladı.

“EBRD’NİN TÜRK TARIMINA DESTEĞİ 1 MİLYAR EURO’YU GEÇTİ”

Konferansta konuşan Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Türkiye Yönetici Direktörü Jean-Patrick Marquet, Türk tarımına yaptıkları desteğin 1 milyar euroyu geçtiğini belirterek, “Bunun yaklaşık yarısı doğrudan yatırım, diğer yarısı da dokuz Türk bankası vasıtasıyla gerçekleştirildi. EBRD’den fon aldıktan sonra tarım sektöründe faaliyet gösteren kuruluşlara kredi veriliyor. Bu şekilde, 32 bin işletme Türk bankalarından kredi aldı” dedi.

Marquet, İstanbul’da gerçekleştirilen konferansta, Türk tarım endüstrisinin daha açık, verimli ve rekabete açık olmasını sağlamaya yönelik politikaların geliştirilmesine destek olmak için Türkiye’deki resmi kurumlarla iş birliği içinde çalıştıklarını söyledi.

EBRD’nin Türkiye’de önemli bir aşama kaydettiğini aktaran Marquet, “EBRD’nin tarımsal işletmelere doğrudan ya da Türk bankaları aracılığıyla sağladığı finansmandan Türkiye’nin kırsal alanlarında bulunan on binlerce tarım işletmesi faydalandı” ifadesini kullandı.

Marquet, sağlanan bu finansman sayesinde ilave istihdam sağlandığını, rekabetin arttığını ve ekonomik büyümenin desteklendiğini kaydederek, “EBRD, başarılı ekonomilerin rekabete açık, çevreye duyarlı, iyi idare edilen, kapsayıcı, dayanıklı ve tüm kesimlerin birbirine entegre edilmiş şekilde olması gerektiğine inanıyor. Türkiye, zirai anlamda dünyanın en büyük yedinci ülkesi ve her yıl 17 milyar dolarlık ihracatı var. Bu kayda değer ve yüksek bir rakam, ayrıca dünya ekonomisinde büyük etkiye yol açtığını söyleyebiliriz” diye konuştu.

“Tarım sektörünün finansa ulaşmasına önem verilmeli”

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Tarım Sigortaları ve Doğal Afetler Daire Başkanı Bekir Engürülü ise Türkiye’nin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’sının (GSYH) yaklaşık yüzde 7’sini tarım sektöründen sağladığını belirterek, tarım sektörünün gelişmesine ve finansa ulaşmasına önem verilmesi gerektiğini vurguladı.

Engürülü, Türkiye’de çiftçinin muhafazakar ve borcuna sadık olmasının yanı sıra kredisini kullanmak için öncelikle hedef koyduğuna işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Çiftçimizin borçlanması iyi bir şey mi?’ diye düşünenler olabilir. Burada önemli olan geri dönüş oranlarıdır. Kamu bankaları içerisinde takipteki alacakların toplam içindeki oranı yüzde 2. Yani yüzde 98’i geri dönüşü yapılan kredilerdir. Bu da tarımsal kredinin çiftçimiz tarafından mantıklı, iyi, doğru kullanıldığını ve neticesinde borcun ödendiğini gösteriyor. Çiftçinin krediye ulaşmasının artırılması, tarımsal üretimin de önemli projelerin başarısı için değerlendirilmesi gerekiyor.”

TARIMDA ‘MÜŞTERİ DEĞERLENDİRME PROGRAMI’

Konferansta verilen bilgilere göre EBRD ve partner bankalar, ABD hükümeti ve Avrupa Birliği’nin hibe fonları sayesinde tarım kredilerinin değerlendirilmesinde kullanmak amacıyla Müşteri Değerlendirme Programı (CAP) adında yenilikçi bir sistem geliştirdi. Bu sistem, çiftçiler tarafından ticari olarak üretilen tüm tarımsal ve hayvansal ürünleri kapsıyor.

Sistem, bankalara daha iyi risk değerlendirmesi yapmaları, kredi başvurularını daha hızlı incelemeleri ve küçük işletmelere sağladıkları finansmanı arttırmaları için yardımcı oluyor.

Küresel mali krizin hemen ardından hayata geçirilen CAP, Türkiye’de genellikle riskli olarak kabul edilen tarım sektörünün bu krizden en az seviyede etkilenmesi açısından önemli rol oynadı.

Şimdiye kadar başarısı kanıtlanan CAP, bundan sonra Tarım Kredileri Değerlendirme Sistemi (TARDES) adıyla Kredi Kayıt Bürosu (KKB) tarafından devralındı ve KKB aracılığıyla ülkedeki tüm bankaların kullanımına açılacak.

EBRD, Türkiye’ye yatırım yapmaya 2009 yılında başladı. Banka, şu an İstanbul, Ankara ve Gaziantep’teki ofisleri aracılığıyla Türkiye’de faaliyet gösteriyor. Yalnızca 2016 yılında sağlanan 1,9 milyar euroluk yatırım desteği ile Türkiye, EBRD’nin en çok finansman sağladığı ülkelerden biri.

Bugüne dek, EBRD Türkiye’de birçok farklı sektördeki 220’den fazla projeye 9 milyar euro destek sağladı ve yine bu yatırımlar için farklı finansman kaynaklarından yaklaşık 20 milyar euro ilave kaynağı harekete geçirdi. Bankanın Türkiye’de desteklediği yatırımların yüzde 98’i özel sektöre ait.

Kaynak: AA

TARIMLA İLGİLİ BU YAZI İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

 

Bir Cevap Yazın