Anadolu’dan Tarım Notları: Karaman

Tarım Sohbetleri’nin beşincisini Karaman’da gerçekleştirdik.

Türkiye İş Bankası‘nın ev sahipliğinde Bloomberg HT‘nin medya sponsorluğunda gerçekleştirilen toplantıda tarım sektörünün paydaşlarıyla bir araya gelerek hem bölgenin hem de ülke geneli açısından tarım ve gıda sektörünün fotoğrafını çekmeye çalıştık.

Tarımsal Üretimin Çeşitliliği ve Sürdürülebilirliğinde Gıda Sanayinin Önemi” başlığı ile bölgenin ekonomisini mercek altına aldık.

Karaman, tarımsal üretimin katma değerli gıda ürünlerine dönüştürülmesi açısından oldukça önemli bir model niteliği taşıyor.

Karaman’ın toplam yüzölçümünün yüzde 39’unu tarım arazileri, yüzde 21’ini çayır mera arazileri ve yüzde 27’sini orman arazileri oluşturuyor.

Türkiye tohumculuğunun yüzde 40’ı Konya-Karaman havzasında yapılıyor.

Karaman’da tarımsal sanayi tarafında toplam 341 işletme bulunuyor. Bunların neredeyse yarıdan fazlası tahıla dayalı unlu mamuller ve un üretimi tarafında faaliyet gösteriyor.

Bisküvinin üçte biri, bulgurun ise beşte biri bu bölgede üretiliyor.

Biz de Karaman’ın nabzını bölgede üretim yapan sektör temsilcileriyle tuttuk.

Karaman Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Mustafa Gökhan Alkan, Karaman’ın sahip olduğu iklim çeşitliliği nedeniyle tarımsal üretimde çok şanslı bir yerde olduğunu söylüyor.

Alkan, nohut, kuru fasulye, yulaf, elma, ceviz üretiminde Türkiye’de ilk beş arasında yer aldıklarını belirterek Karaman’ın gıda sanayinde 62 ihracatçının olduğunu belirtiyor.

Coğrafi işaretli ürünler üzerine yoğunlaştıklarını kaydeden Alkan, ekşi kara üzümüdivle obruk peyniritaş değirmen bulguru ile bölgenin ciddi bir ekonomik kazanım potansiyeli bulunduğunun altını çiziyor.

Karaman Ziraat Odası Başkanı Recep Muğlu, Karaman’ın son dönemde elma, pancar, mısır üretiminde ön sıralarda olmasına karşın mikro klima iklim alanlarına sahip olan bölgede zeytinAntepfıstığı dahi yetiştiğini belirtiyor.

Bölgede pancar yetiştiriciliğinin de önemli bir paya sahip olduğunun altını çizen Muğlu, özelleştirme sürecine yönelik, “Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine karşı değiliz ama bu şartlar altında özelleştirilmesine kesinlikle karşıyız. Çiftçinin para kazandığı ve en sağlam ürün olarak gördüğü pancarın özelleştirilmesi bize göre sakıncalı. Ama illa özelleştirilecekse bu fabrikaların çiftçi kuruluşlarına verilmesini istiyoruz” diyor.

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Soylu, bölgenin 300-400 mm ortalama ile oldukça düşük yağış aldığını hatırlatarak üretimi sınırlayan en önemli faktörün suolduğuna dikkat çekiyor.

Su olduğu zaman ürün çeşitliliğinin arttığını ve buna paralel olarak çiftçi gelirlerinin de yükseldiğinin ifade eden Prof. Dr. Soylu, “Ürün çeşitliliğinin kabuk değişimi, bölgeye suyun gelmesi ve sulama teknolojileriyle birlikte artar. Bölgede son dönemde mısır ve ayçiçeği üretimi başarılı şekilde öne çıkıyor. Bu iki üründe de Türkiye’nin en yüksek verimi bu bölgede alınıyor. Bu bitkiler suyu çok sevdiği için eleştiri konusu olabiliyor ama çiftçi bölgede suyu bulamadığı zaman geliri asgari ücretin altında kalıyor. Suyu bulduğu an geliri katlanarak artıyor” diyor.

Bölgede tarım arazilerinin yaklaşık yüzde 25-30’unun sulanabilir durumda olduğunu belirten Prof. Dr. Soylu, yüzde 70’lik büyük bir pastanın tarımsal üretim açısından ciddi potansiyel vaat ettiğini söylüyor.

Prof. Dr. Soylu, Türkiye’de suyu en doğru kullanan çiftçilerin Konya-Karaman bölgesinde olduğunun da altını çiziyor. Bu bölgenin suyun kıymetini anladığını ve damla sulama sistemleri gibi basınçlı sulama sistemlerine adapte olduklarını belirtiyor.

Meyvecilik tarafında özellikle elma ve kiraz üretiminde çok profesyonel üretim yapan işletmeler olduğunun söyleyen Prof. Dr. Soylu, tarıma dayalı gıda sanayi açısından bölgenin potansiyeline karşın kombinasyonun oluşumunda sorunlar bulunduğuna dikkat çekiyor.

Markalaşma çalışmalarına daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğini savunan Prof. Dr. Soylu, ürünlerin hak ettiği değer ve algıyla pazarlanması ve değerlendirilmesi noktasında sıkıntılar olduğunu ifade ediyor.

“ÇİFTÇİ RİSKLERE KARŞI ÜRETİM SEPETİ OLUŞTURMALI”

Kırsaldaki nüfusun giderek azaldığını hatırlatan Prof. Dr. Soylu, “Karaman ve civar bölgede yeni ürün desenleri ortaya çıkarken çiftçi profili de değişiyor. Çiftçi sayısı azalırken alanlar genişliyor. Üreticilerimiz bilgiyi kullanarak bu işi daha profesyonelce yapmaya başladı” diyor.

Finans alanında yatırımcıların riskleri minize etmek adına farklı yatırım enstrümanlarından bir sepet oluşturduğunu hatırlatan Prof. Dr. Soylu, benzer yöntemin çiftçiler için de geçerli olması gerektiğini savunuyor.

Prof. Dr. Soylu, “Üreticiler de risklere karşı bir üretim sepeti oluşturması lazım. Bunu hayvancılıkla tamamladığı zaman daha sağlıklı olur. Yani üretimin içinde buğday da olacak, mısır, yonca, arpa da olacak. Bu ürünlerini hayvanlarına da yedirdiği zaman katma değer 2-3 katına çıkıyor. Kârlı bir hayvancılık için çiftçinin kendi kaba yemini kendisinin yetiştirmesi olmazsa olmaz” diyor.

Tarım politikalarına yönelik kararlar alınırken zamanlamanın kritik önemde olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Soylu, özellikle ekim ve hasat dönemlerinde atılacak yanlış bir adım ya da alınacak hatalı bir karar uzun vadede dengeleri bozabiliyor” uyarısında bulunuyor.

O yüzden ithalat kararından destekleme politikalarına kadar birçok noktada bölge gerçeklerini bilerek ve sahayla uyumlu yönlendirmeler kritik önem kazanıyor.

“TARIMDAN TAMAMEN UZAK OLAN YENİ BİR NESİL YETİŞİYOR”

Yerelde kalkınma sağlandığı takdirde kırsaldan kente göçün de önüne geçilebileceğini savunan Prof. Dr. Soylu, “Kırsaldan ciddi bir kaçış söz konusu. Bugün Karaman ve Konya civarında gerek bitkisel üretim gerekse hayvancılık tarafında yabancı işçi çalıştırmayan orta ölçekli işletme neredeyse yok. Bitkisel ve hayvansal üretimden tamamen uzak olan yeni bir nesil geliyor. Bu, tarım açısından ciddi bir tehdit” diyerek uyarıda bulunuyor.

Prof. Dr. Soylu ile aynı fikirdeyiz: “Tarımın üzerine daha fazla düşmemiz gerekiyor çünkü tarım ülkenin sigortası niteliğinde…”

“İŞ VAR AMA ÇALIŞACAK İŞÇİ YOK”

Saray Holding Gıda Grup Başkanı Mehmet Ertabak ise üretilen ürünün değer kazanması noktasında gıda sanayinin önemli bir misyonu olduğunu anlatıyor.

Karaman’dan 100 ülkeye ihracat gerçekleştirildiğinin altını çizen Ertabak, Karaman olarak 2018 ihracat hedeflerini 500 milyon dolar olarak belirlediklerini kaydediyor.

Tarım ve gıdanın entegrasyonuyla ortaya çıkan katma değeri sağlarken en büyük darboğazlarından birinin istihdam tarafında olduğunu kaydeden Ertabak, “İş var ama çalışacak işçi bulmakta zorlanıyoruz ve bu konuda sektör ciddi sorunlar yaşıyor” derken, üniversite ve meslek liselerinde ara eleman, kalifiye eleman gibi nitelikli işgücü yetiştirilmesi noktasında programlara ağırlık verilmesi gerektiğini söylüyor.

Gıda sanayinin standart ve kalite hammadde temininde de sorunlar yaşadığını kaydeden Ertabak, “Aslında iyi bir un üretemiyoruz. Unun randımanı yüksek ama kaliteli ve sektöre hizmet eden bir un mu diye bakmak lazım” diyor.

Ertabak, standart ve kaliteli hammaddeye iç piyasada ulaşamayınca ithalatın devreye girdiğini söylüyor.

Bu konuşmalardan şu tespiti çıkarıyoruz. Tarımsal üretimde nicelik kadar nitelik de kritik önemde. Sanayinin talepleriyle örtüşen bir üretim modeli, katma değerli ve markalı üretimin sürdürülebilirliği açısından oldukça önemli bir konu.

Konunun bir diğer boyutunun da lojistik olduğunu ifade eden Ertabak, uluslararası taşımacılık ağının bölgeyle entegrasyonunda bazı yatırım ve iyileştirmelerin yapılması gerektiğinin altını çiziyor.

Bölgenin bitkisel üretim kadar hayvancılık açısından da önemli bir potansiyel barındırdığını dile getiren Ertabak, özellikle süt ve süt ürünleri tarafında prim desteklemelerinin artırılması gerektiğini söylüyor.

ELMA İÇİN ‘Borsa’ PROJESİ

Karaman Elma Üreticileri Birliği Başkanı Ahmet Yıldız, bölgenin en kıymetli ürünlerinin başında gelen elma konusundaki tespitlerini paylaşıyor.   

Yaklaşık 200 bin dekar alanda elma üretimi yapılan Karaman’da 12 milyonun üzerinde meyve veren elma ağacı mevcut.

Bu haliyle Türkiye’deki elma üretiminin yaklaşık üçte birini tek başına karşılayan Karaman, 400 bin ton ile Isparta’dan sonra elma üretiminde ikinci sırada yer alıyor.

Karaman merkezde 2 bine yakın elma üreticisi ile birlik olarak eğitim çalışmalarına ağırlık verdiklerini kaydeden Yıldız, “Bu işler doğru ve bilinçli şekilde yapılmazsa üretilecek meyve sofralık değil sanayilik ürün haline gelir ve meyve suyu sanayinde işlenir. Biz, her iki alanda da üretime katkı sağlamak adına eğitim veriyoruz” diyor.

Maliyetlerin yüksek olmasının zaman zaman üreticiyi zorladığını belirten Yıldız, buna rağmen getirisi bakımından en iyi tarımsal ürünlerden bir tanesinin elma olduğunun altını çiziyor.

Elma dendiğinde akla sadece taze meyve gelmesin. İşin içine katma değer girdiğinde elma kurusu, pekmezi, sirkesi, marmelat, meyve suyu ve cipsi gibi birçok türevlerini üretmek ve markalaşabilmek mümkün. Sektör temsilcileri de bunun farkında…

Pazarlama noktasında çiftçilerin sıkıntılarını giderebilmek için Tarım İl Müdürlüğü vasıtasıyla proje hazırladıklarını kaydeden Yıldız, “KOP İdaresi, ‘Elma Borsası’ projemizi onayladı. Uygulama aşamasına geçeceğiz ve Türkiye’de ilk olacak” diyor.

Yıldız, bu konuda başta çiftçiler olmak üzere herkesi elini taşın altına koyması gerektiğini söylüyor.

Umarız proje başarıya ulaşır.

Karaman elmada marka olmayı sonuna kadar hak ediyor.

“TARIMDA EN BÜYÜK SORUN PLANLAMADA…”

Karaman Yem & Yumkar Genel Müdür Yardımcısı Hasan Hüseyin Akyayla, ise tarımın kronik sorununa vurgu yaparak, “Türkiye’de tarım açısından en büyük sorun planlamada…” diyor.

Akyayla, bölgenin hayvancılıkta en ön sıralarda yer aldığını belirterek, hayvansal üretimde en büyük sıkıntı olarak hammadde fiyatlarındaki istikrarsızlığı gösteriyor.

Son 1 ayda yem fiyatlarının 3-4 kez zamlandığına dikkat çeken Akyayla, sorunun temelinde içerideki üretimin yetersiz olması dolayısıyla kur baskısı altında ithalata bağımlı olunmasını gösteriyor.

Üretime yönelik planlama yapılmaması da hem arz-talep dengesizliği hem de fiyat istikrarsızlığını tetikleyen temel unsur olarak karşımıza çıkıyor.

Akyayla, bu noktada desteklenmelerin dengeli ve sürekli olmasının önemine dikkat çekiyor.

Bölge açısından bir diğer önemli potansiyelin de kanatlı sektöründe olduğunu hatırlatan Akyayla, Karaman’ın 1 milyon tavuk kapasitesi ile kanatlı sektörü açısından da önemli bir üs konumunda olduğunu belirtiyor.

Bölgeden, Ortadoğu, Körfez ülkeleri ve Türki Cumhuriyetlere 120 milyon dolara yakın bir yumurta ihracatı söz konusu.

Karaman’dan önemli sonuçlar çıkardık.

Tarımsal üretimde başarının ilk şartı toprak, su ve tohum kaynaklarını sürdürülebilir şekilde kullanmaktan geçiyor.

Kaliteli ve verimli üretimi taçlandırmanın şartı da ürünlerin işlenip katma değerli hale getirilerek markalı şekilde pazarlanabilmesinde yatıyor.

Bunun için de tarım ve gıdada daha fazla planlama, entegrasyon ile girişim ve yatırım hikâyesine ihtiyaç var.

Karaman’da bu potansiyeli gördük.

İrfan Donat

Bloomberg HT Tarım Editörü

idonat@bloomberght.com

Bir cevap yazın